21/1/2009 - YOL - BÜLENT GÜNDOĞAN
İnsan, teninden kendine kafes yapan kuş Çoban yıldızına salıncak kurar yolcu Ayağının altından kayar sırlı yokuş Tabutunun başında saf tutar yorgun kolcu Hayata anlam işte aceleci ölüm Takvimlerden mevsim çekmek ne ahmaklıkmış Şimdi ak tavana mıhlanmış bir çift gözüm Faslı hikâye sanan akıl tokmaklıkmış Yürüyüşüme tebessüm eden bulut Ak dağlara, kara turnalara gün değsin Bir ömrün kirini saklayan beyaz çaput Bedenden mecal çekilmeden boyun eğsin Ey ıssız sazlıkta yükü kamıştan hamal Ümmi bakışınla şehvet taşıdın arzdan Gözyaşı şişesinde sakladığın hayal Mezarlar mihenk, lisanı mermer pervazdan Pıhtı ülkesinde takvimlerden habersiz Boynumuzdan çekti incecik uzun kemer Ne sırmış, ne saf, erdik bayrama kambersiz Suskun ten, ruhu taşıyan çamurdan semer 
Aşkın içinde binicisi kör iki at vardır. İhtiras atına gem vur, o seni şehvet denizine yuvarlar. Muhabbet atı biraz huysuz durur ama sadakat onun eğerinde oturur. O yelesi nurdan atı mahmuzla seni sonsuz saadete uçurur.

Muamma Saçlarımı hiç taramıyorum Çözmüyorum bulmacaları Çok fındıklı, çok çikolatalı Yoksun diye değdirmiyorum ağzımı Külahta dondurma Elimde bulmaca Dağınık saçlarım Her gündönümü ayrı bir muamma Ve o muazzam gün Ayna benimle, kapım seninle tanışacak Hizaya girecek dağınık saçlarım Boşlukları dolacak çengel bulmacanın Ne çok geciktin Dondurma erimiş olacak korkarım
|